MAKALE
BETON PREFABRİKASYON
EKİM 2014
SAYI : 112
9
le taşınarak ve yerlerine yerleştirilerek
süreç tamamlanmıştır. Ayrıca özellikle
çok tekrarlanan tipik elemanlarda (sü-
tun, kiriş, tribün basamakları, v.b) ölçü
tekrarına -standardizasyona gidilerek
bir şekilde tasarım veya mühendislik-
mimarlık bilinci ile rasyonel hareket
edilmiştir.
Kısacası Antik Dönemde “prefabrikas-
yon” bir yapım tekniği olarak sürecin
tüm aşamalarına ve şablonlarına uy-
gun olarak kullanılmıştır, belki de bir
anlamda
taş prefabrikasyon”
yönte-
mi bir yapım kültürü olarak ilk olarak
yüzyıllar önce Anadolu’da uygulana
gelmiştir.
İlgi saptamanın biraz daha detayına
inebilmek için “antik dönem tiyatro”
uygulamaları aşağıda daha detaylı ola-
rak ele alınacaktır.
4.
Antik Dönem Tiyatroları ve Yapım
Teknikleri;
Antik dönem kentlerinde akropol, ago-
ra ve tapınakların yanı sıra kent yaşa-
mında tiyatronun önemi çok büyüktü
ve kent tanımının olmazsa olmaz bir
ögesi idi. İster dağ başında ister ise
ovada olsun tüm kentlerde mutlaka ti-
yatro bulunurdu. Tiyatrolar zamanının
en önemli kitle iletişim-eğitim ve eğ-
lence platformları olarak kentin sosyal
yaşamında yer alır ve çeşitli şenlik, zi-
yafet, toplu duyurular, mim gösterileri
yanında yerel ya da dışarıdan gelen
toplulukların tiyatro etkinliklerine ev
sahipliği yapardı. Bu çeşitliliğe Roma
döneminde biraz da mimari değişiklik-
lere gidilerek gladyatör ve vahşi hay-
van dövüş gösterileri de eklenmişti ki,
bu da kent için ayrıca bir ticari etkinlik
veya gelir kaynağı idi.
Ayrıca çok tanrılı dinlerin veya inanç-
ların egemen olduğu antik dönemde
tiyatrolar tanrı Dionysos’a adanmıştı
ki, bu nedenle de başka bir içerikle de
tiyatrolar Dionysos adına adaklar ada-
nan şenlikler yapılan dinsel gösterilere
mekan olan bir kutsal mekandı. Hristi-
yanlığın yaygınlaştığı - kurumsallaştığı
milattan sonra 4. Yüzyılın sonuna ka-
dar tiyatrolar bu özgün yapılarını koru-
dular ve sonrasında bilinen işlevlerini
yitirdiler. Bir anlamıyla dönemin bu
yapıları renkli, özgür ve de demokratik
içerik taşımışlar idi. (Resim 10)
Anadolu’da antik dönem tiyatroların
yapım geçmişi M.Ö 1000 yıllarına ka-
dar gitmekle beraber bu dönemlerdeki
tiyatroların oturma sıraları ahşaptan
yapılmış ve günümüzde de hiçbir ör-
neği ulaşamamıştır, bu türden bir ya-
pım tekniği ancak ele geçen seramik
buluntularda çizim olarak görülmekte-
dir. M.Ö 4. yüzyıldan itibaren Helen et-
kisiyle de özellikle kıyı ege kentlerinde
Miletos ve Priene’de seyirci sıralarının
yani tribün elemanlarının
taş kaplama
olarak yapıldığı örnekler başlar. Bu ter-
cihte yukarıda anlatılan teknik sürecin
artık bilginin ve imkanların elvermesi
ile etkili ve kalıcı olduğu anlaşılmakta-
dır.(4)
Antik dönemin Helenistik çağlarında
gerek Helen uygarlıklarında gerekse
otantik Anadolu kavim kentlerinde ti-
yatrolar bir yapım tekniği olarak sırtını
yamaca verecek şekilde açılan eğimli
bir arazide inşa edilirlerdi ve seyircinin
oturduğu tribün yapısı ile sahne bö-
lümü birbirinden kopuk olurdu. Antik
çağın erken dönemlerinde yapılmış
olan pek çok tiyatro yapısında seyir-
ci oturma yerlerinin eğimi 30 derece
olarak uygulanmış ve seçilen bu açı;
gerek oturma yerine kolay ulaşım, ge-
rekse ses akustiğinin yayılması ve ay-
rıca zemin mekaniği açısından kayma
riskinin minimize edilmesi bakımından
ustalıkla belirlenmişti. Erken dönem
Helenistik dönem tiyatroları planda at
nalı formunda inşa edilmiş ve sahne
binasını çevrelemiştir. Sahne ya da
orkestra kısmı seyircili bölümden ko-
puk ve bağımsız idi. At nalı şeklinde
plan formunda seyirci oturma alanları
tamamında ışınsal yollarla merdiven
boşlukları ile geometrik olarak ayrıl-
mıştı. Bu tür tiyatroların ilk örnekleri
olarak Miletos (M.Ö 350), Priene (M.Ö
340)
ve Afrodisyas (M.Ö 300) halen
de günümüze kadar gelmiştir. (5) (Re-
sim 11)
Resim 10.
Priene tiyatrosu ve sunak (sunak ilk sıradaki seçkinler koltuklarının tam orta-
sındadır.)