Türkiye Prefabrik Birliği | Sayı: 158
MAKALE BETON PREFABRİKASYON NİSAN 2026 ◆ SAYI : 158 16 5. SONUÇLAR VE ÖNERİLER Bu çalışma içerisinde, betonarme önü- retim sanayimiz için bir öneri ve bu öneri ile ilgili olarak inşaat mühendisli- ği genelinde yeterli önemin verilmediği düşünülen bir tehdit hakkında tespitler ve görüşler sunulmuştur. Yüksek mu- kavemetli beton, normal mukavemetli betona göre işlenebilirlik ve ekonomi bağlamlarında ek şartları sağlaması gereken önemli bir yapı malzemesidir. Günümüzde, yerinde dökme yapılar- da çoğunlukla C30-C40 karakteris- tik sınıflarda karşımıza çıkan beton, betonarme gökdelen gibi yapılarda C50-C60 olabilmektedir. Betonarme önüretim, malzeme tasarımı ve tasar- lanan malzemeye özel üretim yöntem- leri (santrifüj, sıkıştırma) ile yerinde dökme yöntemleri ile düşünülmesi zor yapısal ve mimari kesitleri, düşük kesit alanları içerisinde üretebilme kabiliye- tine sahiptir. Betonun, bileşenlerinden gelen estetik değerlerinin de sonuna kadar kullanılabilmesi ile yapısal ve mimari değerleri bir arada sunabile- cek en güzel brüt beton uygulamalarını görebileceğimiz betonarme önüretim, C70-C100 arasında yüksek mukave- metli betona daha fazla yer vererek katma değerini yükseltebileceği düşü- nülmektedir. Ancak yapısal tasarım, sadece mu- kavemet (strength) ile ilgili bir konu olmayıp, aynı derecede önemli ancak mukavemet kadar önemsenmeyen bir esneklik ve esneme direnci (stiffness) konusudur. Kullanılan agreganın jeolo- jik kökenine ve agreganın bağlayıcı ile kurduğu bağ ile ilgili olarak aynı mu- kavemette ancak farklı elastisite mo- dülü değerlerine sahip beton üretmek mümkündür. Bu nedenle, artan beton mukavemeti ile kullanılan kesit mikta- rında istenecek azalmaya ulaşabilmek için, azalan kesiti oluşturan malze- menin elastisite modülünün de uygun değerlerde olması gerekir. Bu nedenle, çalışma sonunda sunulan birinci öneri, firmalarımızın betonarme önüretim la- boratuvarlarının beton mukavemeti ile birlikte elastisite modülünü de ölçebi- lecek şekilde yapılanmaları ve özellikle konut türü binalar için yüksek mukave- metli beton ile yapısal çözümler geliş- tirmeleridir. Beton içerisinde bazalt ve granit gibi volkanik kökenli agreganın kullanılması, birim beton maliyetleri- ni artırabilecektir ancak nitelikli beton elde edilmesini de sağlayabilecektir. Beton önüretim, prizmatik unsurlardan oluşan yapısal çerçevelerin yanında, yapısal kesitleri prizmatik olma zo- runluluğundan kurtaran, yeni kalıp ve üretim yöntemleri ile yurtdışında tanık olup hayranlık duyduğumuz ancak özünde ülkemizde de başarı ile üreti- lebilecek prizmatik olmayan ve önemli mimari anlamlar taşıyan yapısal un- surları tasarlayıp üretebilmelidir ve in- şaat mühendisliğimiz için yeni alanlar açmalıdır. Yüksek mukavemetli beton kullanımı ile elde edilebilecek yararlara dair bu çalışma içerisinde, bir kirişin eğilme direncinden yola çıkarak sade çözümlemeler ile yaklaşık değerlendir- meler sunulmuştur. Çalışma içerisinde, yüksek mukave- metli beton kullanımı ile birlikte gün- deme taşınan bir diğer konu, yapıla- rın yangın etkilerine karşı dayanımı olmuştur. Beton, yangın tahribatından muaf bir malzeme değildir. Yangına maruz kalma süresine ve oluşan sı- caklık değerlerine bağlı olarak beton, mukavemetini ve yapısal bütünlüğünü yitiren bir malzemedir. Yazarın, tünel yangınları ve etkileri üzerine yaptığı çalışmalardan yola çıkarak, yangına karşı etkin ve edilgen koruma yön- temlerinden bahsedilmiştir. Yüksek mukavemetli beton, normal mukave- mette betona göre azalan boşluk oran- ları ile yangının betonda oluşturduğu kabuklanma etkisine daha açık bir yapı malzemesidir. Betonarme ve ve öngerilmeli önüretim, yerinde dökme yapılara göre yapısal kesit narinlikleri ve birim hacim içerisinde depolanan gerilme kaynaklı potansiyel enerji de- ğerleri bağlamında yangına karşı ek hassasiyetler doğurabilecek bir inşaat yöntemidir. Önüretimin, yapısal tasa- rım ve mimari olanaklar bağlamında sağlayabileceği yararlar, uygun yangın koruma ve yangın denetim yöntemleri ile desteklenmelidir. Yangın etkileri kapsamında dikkate alınan son konu, farklı coğrafi ve iklim koşulları altında yaşanabilecek yan- gınların etkilerine yöneliktir. Ülkemizde yaşanan Kartalkaya faciasına yönelik yapılan irdelemelerden yola çıkarak, yüksek rakımlarda ve soğuk havada meydana gelen yangınlarda, bina içi ve dışı arasında meydana gelen sı- caklık ve hava yoğunluğu meyillerinin (gradient), yangının oluşum ve yayılım hızına etkisi bağlamında temel fizik ilkelerinde yola çıkarak bazı değer- lendirmeler yapılmıştır. Bu konunun betonarme önüretim açısından önemi vardır. Önüretimin, konut vb yapılar için tercih edilebilir bir yöntem olma- ması için bir neden yoktur. Yüksek rakımlı bölgelerde yer alan tesis, otel, gibi yapılar, önüretim yöntemini esas alan mimari yaklaşımlar ve yapısal çözümlemeler ile inşa edilebilirler. Ancak, yangın olgusu, fiziksel yapısı tam olarak keşfedilmemiş ve ancak yaşanan yangınların faciaya dönüş- mesi ile dikkate alınan bir konu ola- rak ülkemizde karşımıza çıkmaktadır. İtfaiye müdahalesinin gecikebileceği dağlık alanlarda, yapının öz değerleri ile yangına direnebilmesi ve tahliyeye olanak tanıması önemlidir. Yapılan ön incelemeler, yapıların tahliyeye izin
powered by ikedijital.com
RkJQdWJsaXNoZXIy MTczMDA=